in

DEVLET GÜCÜNÜN KAYNAĞI ADALETİN DOĞRU TARTAN TERAZİSİDİR?

Merkezden daha çok, yerinden yönetime dayanan, geniş Osmanlı coğrafyasında, hiçbir kesim başka bir kesimin, inancını değiştirmeye zorlamamıştır.

Müslümanların İspanya’dan ve Sicilya’dan, Araplarla başlayan Avrupa’ya yürüyüşü, Osmanlılarla Balkanlar’dan devam etmiştir. Osmanlı toplumunda, değişik etnik ve dini kesimler arasında, yardımlaşma ve dayanışma, doruk noktasına ulaşmıştır. Merkezden daha çok, yerinden yönetime dayanan, geniş Osmanlı coğrafyasında, hiçbir kesim başka bir kesimin, inancını değiştirmeye zorlamamıştır.


Tarihin uzun ömürlü yönetimlerinden, biri olan Osmanlı devletinin başarısı, toplumun bütün kesimleri arasında, adaletten ayrılmayan devlet yapısı yanında, yönetici elit yetiştiren güçlü eğitim kurumlarından kaynaklanmıştır. Osmanlı devletinde yönetilenlerle yönetenler arasındaki uyum, devlet kurumlarının ve kuruluşlarının, ekonomik yapının omurgasını oluşturan, üretici kesimi desteklemesine ve korumasına dayanır. Devletin başarısı üretici yapının yanında, yer almasından kaynaklanır.

Tarihin her döneminde toplumları ayakta, adil yönetimler ve adaletten hiç taviz vermeyen yöneticiler tutmuştur. Her ülkenin adil yönetime ihtiyacı, toprağın suya olan ihtiyacından çok daha fazladır. Çünkü toprağın suya ihtiyacının belirli bir zamanı vardır. Toplumların adil yönetime ihtiyaçları ise süreklidir. Bütün ülkelerde adil yönetimin, her zaman büyük önemi olmuştur. Adil yönetimin olduğu her ülkede, hayat bütün boyutlarıyla canlılığını korumuşyur.

Halil İnalcık Chicago Üniversitesi’nin Tarih Bölümünü, bütün dünya tarihini kucaklayan bir düşünce akademisine dönüştürmüştür. Aynı bölümde öğretim üyesi olan William Mc Neill, “The Rise of The West” isimli kitabında, fütuhata dayanan büyük devletlerin, ya yağmaya ya da toplumu zenginleştiren, adalet ve güvenliği sağlayan, yönetime dayandıklarını anlatarak, Osmanlı devletinin ikinci grupta yer aldığını, açık ve seçik bir biçimde ortaya koymuştur.

Osmanlı devlet geleneğinde, adil yönetim, can, mal ve aile güvenliği, her şeyin başında gelmiştir. Halil İnalcık da tarih çalışmalarında, Osmanlı yönetiminin en temel ilkesinin, adalet olduğunu önemle vurgulamıştır. Ona göre: “İdeal Osmanlı hükümdarı, Kanuni Sultan Süleyman tipinde, kanunla idare eden, adil bir hükümdardır”. İnalcık Ortodoks ve Protestan Avrupa’yı, Katolik Avrupa karşısında, Osmanlıların ayakta tuttuğunu, tarihi belgeler ışığında, bütün dünyaya göstermiştir.

Osmanlı tarihinin Avrupa’da geçen dönemi, Asya’da geçen dönemi kadar önemlidir. Osmanlı tarihi Avrupa’ya dayanmış ve Avrupa’da geçmiştir. Osmanlı olmadan Avrupa, Avrupa olmadan Osmanlı olmaz. Gelecekte de Türkiye olmadan, Brüksel olmayacaktır. Ancak Brüksel’in kalıcı bir birlik olması için, Roma’yı değil, Osmanlı’yı kendine örnek alması gerekir. Bunun için de Avrupa Birliğinin başkenti, Brüksel’den Saraybosna’ya taşınmalıdır. Saraybosna Avrupa’nın özetidir.


Saraybosna Yahudiler, Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar ve Müslümanların birlikte yaşadığı Avrupa’da bir Kudüs’tür.

Avrupa’nın bütün büyük şehirlerinde yer alan, haberleşme kulelerinden daha çok, adalet kulelerine ihtiyaç vardır.


Dünyayı gören adalet kuleleri olmayan ülkeler, Asya’daki ve Afrika’daki savaşları önleyemezler.

Ne düşünüyorsun?

0 puanlar
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

0 yorumlar

“Ne oldu, nedir bu halin?” “Ya işte, sağlam bir dayak yedim…”

Fırat’ın Doğusuna operasyon ne zaman yapılacak?